Anne Karnındaki Bebek Psikolojisi  07 Temmuz 2013

Davranışsal olarak yeni doğan bir bebek ile 32. gebelik haftasındaki bebek arasında anlamlı bir fark yoktur. Yeni çalışmalar anne karnında bebeğinizin hissedebildiğini, rüya görebildiğini ve hatta haz alabildiğini göstermektedir.

Doğum sahnesi gerçekten tüyler ürperticidir. Henüz birkaç saniye yaşındaki, üzeri hala ana rahminden gelen beyaz madde ile kaplı bebek, aşırı coşkulu, mutlu ebeveynlerin kollarındadır. Yeni çocukları gerilirken, kıvrılırken, ağzını kımıldatıp, gözlerini açarken hayran bir şekilde dünyaya yeni gelen bebeklerine gözlerini dikmişlerdir. Bu hassas fotoğrafı gören herkes için mesaj oldukça açıktır. Doğum her şeyin başlangıcıdır, sıfır noktasıdır, yaşam saatinin tıklamaya başladığı andır.

Doğum çok önemli bir olay olsa da bireyin fiziksel ve davranışsal gelişimi için oldukça önemli olmayan bir zamandır. Gelişim tamamlanmıştır ve nörolojik olarak ilginç bir şey doğum esnasında yaşanmamaktadır.

Aşırı kompleks teknolojinin ve cihazların bize söyleyebildiği, asıl gelişimin haftalarca önce tamamlandığıdır. 32. gebelik haftasında (bebeğin yaşama tam olarak hazır oluşundan 2. ay öncesi) anne karnındaki bebek hemen hemen yeni-doğan bebeğin özelliklerine sahiptir.

Ana karnında yaşamın başlangıcı;

  • 9. gebelik haftasında anne karnındaki bebek hıçkırmaya başlar ve gürültülü seslere tepki verir. 6. ayda duyabilir.
  • Aynen erişkinler gibi anne karnındaki bebek rüya görmekte ve derin uyku dönemi (REM) yaşamaktadır.
  • Anne karnındaki bebek annenin yediklerinin tadını alır. Tat kültürünü ilk olarak anne karnında almaya başlar.
  • Tüm bu becerilerin yanında anne karnındaki bebek annesinin ve bir yabancının sesini ayırabilir ve kendisine okunan masallara tepki verebilir.
  • Prematüre bir bebek bile hissetme, tepki verme ve çevreye uyum becerisine sahiptir.
  • Anne kanındaki bebeğin bu uyaranlara cevap vermesi bebeğin gelişimi için bu uyaranların devamlı gerekli olduğu anlamına gelmez.

İnsan davranışının kökleri aslında döllenmeden hemen sonrasına dayanmaktadır. Bir kadın daha hamileliğinin farkına bile varmadan bebeğinin beyni oluşmaya çoktan başlamıştır. 5. gebelik haftasında yumrulu bir kurtçuk görünümünde olan bebek, insan gelişiminin en mucizevi yanı bağlamıştır. Buruşuk ve kıvrımlı, bilinçten sorumlu olan, hareket etme, düşünme, konuşma ve insan olma özelliklerini sağlayan beyin korteksi çoktan oluşmuştur.

9. gebelik haftasında bebeğin balonlaşarak görünmeye başlayan beyni kendi bedeni üzerinde kıvrılma, hıçkırma ve sese tepki verme özelliğini oldukça kazanmıştır. 10. gebelik haftasında kollarını hareket ettirir, amnion sıvısını içine alıp verir, çenesini açar ve gerilme hareketi yapar. 3. ay bitmeden esner, emer, yutar, hisseder ve koklar. 6. ayın sonunda duyabilir, gebeliğin sonuna doğru da görmeye başlar.

BEBEĞİNİZİN UYUMASI

Bebeğinizin günlük yaşamını takip eden bilim adamları zamanının çoğunu bu öğrendiklerini yaparken değil uyuyarak geçirdiğini tespit etmişlerdir. 32. gebelik haftasında günün yaklaşık olarak ortalama yüzde 90. ila yüzde 95’ini uyuklayarak geçirir. Bu saatlerin bir kısmı derin uyku bir kısmı da bebek ve erişkinlerden farklı olarak tam olarak gelişmemiş beynin oluşturduğu uyku uyanıklık arası bir dönem oluşturmaktadır. REM uykusu boyunca aynen erişkinlerde olduğu gibi bebeğin gözleri öne ve arkaya hareket etmekte ve bilim adamları durumu bunu rüya olarak tanımlamaktadır. Bebeklerin rüyaları kendi bildiklerinden yani ana rahmindeki duyularından ibarettir.

Doğuma yakın bebekler tıpkı yenidoğan gibi zamanın yaklaşık olarak ortalama yüzde 85. ila yüzde 90’ını uyuyarak geçirir. Bu sık uyuklama dönemleri arasında uyarılara cevap veren uyanıklık dönemindedirler.

BEBEĞİNİZİN ÖĞRENMESİ

Görme, hissetme ve duyma yetisi beraberinde öğrenme ve hatırlama becerisini de getirmektedir. Bu aktivite otomatik, genetik hatta biyokimyasal olabilir.

Örnek; alarm sesine maruz bırakılan bir bebek tekrarlayan gürültülü seslere zamanla tepki vermeyi bırakır. Aynı türdeki öğrenme annenin sesine verilen tepkide de görülebilir. Aslında bebekte bu yetenekten çok daha ötesi de vardır. Bilim adamları tarafından yapılan bir çalışmada bebeklerin kulaklık ile verilen seslerden bir kısmına çok daha hızlı emerek bir kısmına da çok daha yavaş emerek cevap verdiği izlenmiştir. Doğumdan sonra birkaç saat içerisinde bebeğin annesinin sesini bir yabancının sesine tercih etmesi, bu beceriyi anne karnında son aylarda aldığını, annesinin sesini öğrendiğini göstermektedir. Yine anne karnında bebeğe tekrarlanarak okunan bir masalı doğumdan sonra yeni duyduğu bir masala tercih etmektedir.

Yeni doğanlar annenin sesini yabancılardan ayırt edebilmekte ancak anne karnındaki gibi amnion sıvısından filtre edilmiş halini havadan duymaya tercih etmektedirler. Aynı zamanda bebekler ırkçılık da yapmakta ve annelerinin ya da yabancı birinin kendi dilinde konuşmasını, başka bir dilde konuşmalarına tercih etmektedirler (bu bana da çok ilginç geldi)

Bebekler aynı zamanda bazı masalları diğerlerinden daha çok severler. Bildikleri bir masal annenin karnına yakın okunduğunda kalp atışlarında yavaşlama ile cevap vermekte, aynı masalı okuyan kişi bilinmeyen bir masal okuduğunda kalp atımı değişmemektedir.

Bebekler aynı zamanda ses ve hikayelere ritimli olduğunda normal okunmalarına göre daha çok tepki vermektedirler.

Sonuç olarak anne karnındaki bebek bir dereceye kadar dinleyebilir, öğrenebilir ve hatırlayabilir ve çoğu bebek ve çocuk gibi kendisine yakın olanın, alışık olduğunun konfor ve güvenini hisseder ve tercih eder.

BEBEĞİNİZİN KİŞİLİĞİ

Her doğan bebeğin farklı olduğu ve farklı mizaçta olduğu bilinen kesin bir gerçektir. Sadece bu davranışsal durumun anne karnında ne zaman ve nasıl başladığı yoğun araştırma konusudur.

Bebeğin mizacı ile ilgili yapılan ilk çalışma 1996 yılında yapılmıştır. Anne karnındaki 100. bebeğin hareketleri ve kalp atımları doğum öncesi izlenerek doğum sonrası ile karşılaştırılmıştır.

Bulgular şunlardır:

Anne karnında çok aktif olan bebekler çok daha hırçın çocuklar olmaya eğilimlidirler. Uyku dönemleri çok düzensiz olanlar çocukluklarında daha az uyumaktadırlar. Kalp atımları yüksek olan bebekler, sağa solu belli olmayan oldukça inaktif bebekler olmaktadırlar.

Davranış doğumda başlamamaktadır. Daha önce anne karnında başlamaktadır. Gelişim üzerindeki en önemli etkilerden biri bebeğin içinde bulunduğu ortamdır. Bebek anneden çok daha büyük oranda hormonal etki almaktadır. Dolayısı ile biyolojik ritmi annenin uyku dönemlerinden beslenme alışkanlıklarından ve hareketlerinden etkilenmektedir.

Annenin strese verdiği hormonal cevap da kritik bir öneme sahiptir. Çok stresli anneler çok daha hareketli ve çok daha hırçın bebeklere sahip olmaktadır. En stresli annelerin çalışan anneler olduğu görülür. Bazı anneler, gebelik üzerindeki etkileri kesin olarak bilinmemesine rağmen, doğum yapacakları güne kadar çalışmayı tercih ederler.

İş hayatı çok ciddi bir stres oluştursa da gebelik hormonları hem anne hem de bebeği bu strese karşı korumada yardımcı olmaktadır. Strese karşı bireysel yanıt da önemlidir. Son zamana kadar çalışmayı tercih eden kadınlar zaten kişilik yapısı gereği tercih etmeyenlerden çok daha stresli bir yapıya sahiptirler.

Stres, beslenme ve toksinler zeka üzerine de oldukça zararlı etkiye sahiptir. Uzmanlar tarafından yapılan son çalışmalarda çok daha önce düşünülenin aksine IQ üzerine genlerin etkisinin, anne karnındaki çevresel etkilerden çok daha az olduğu saptanmıştır. Doğanın doğumdan önce bebeği etkilediği doğumdan sonra da beslediği yönündeki eski görüşümüzü mutlaka bir daha gözden geçirmemiz gerekir. Doğum öncesi de anne tarfınan sağlanan bir dış ortam vardır.

Henüz doğmamış bebeklerinin sağlıklı gelişimini düşünen ebeveyn adayları bu işe anne karnındaki ortamı hazırlayarak başlamalıdırlar (stresten ve dış etkilerden uzak, ilaçsız) birçok uzman bebeği düzenli zamanlarda dürtmeyi bebekle konuşmayı, klasik müzik dinletmeyi tavsiye etmektedir.

Bu uyarıcılar gerçekten işe yarar mı? Daha önemlisi güvenli midir? Bu yöntemi kullananların bazıları çocuklarının çok daha akıllı, çok daha konuşkan, daha müzik eğilimli ve çok daha sosyal olduklarının düşünmekte ancak bilimsel olarak hala şüpheli olarak kalmaktadır. Bunun tersini savunanlar ise bebeğin ne zaman uyanık olduğunu bilemediğimiz için bu uyarıların uyku düzenlerini bozabileceğini ileri sürmekte ve yeni doğan bir bebeğe bu uygulamalar düşünülmezken neden anne karnında düşünüldüğünü sorgulamaktadırlar. Bebek ile nazik bir şekilde konuşmak bebeğe olduğu kadar anne ve baba adaylarına da oldukça yardımcı olmaktadır. Bebeğini düşünmek, onununla konuşmak, eşini bebek ile konuşmaya yönlendirmek hayatınıza bu yeni girecek canlıya hazırlanmanız açıcısından oldukça önem taşımaktadır.

Op. Dr. Banu ÇİFTÇİ

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Anne Karnındaki Bebek Psikolojisi Anne Karnındaki Bebek Psikolojisi Anne Karnındaki Bebek Psikolojisi

Anne Portal Yorum

Sizde bu siteye giriş yapabilir ve yorum yazabilirsiniz.